Dünya nüfusunun artışı ve gıda üretiminin çevresel yükü, bilim dünyasını atık gıdanın yeniden değerlendirilmesine yöneltti. Bu yazıda, gıda atığından protein üretimine ilişkin güncel bulguları özetliyorum.
Birleşmiş Milletler'in projeksiyonlarına göre dünya nüfusunun 2050'de 9,7 milyara, 2080'lerin ortasında ise yaklaşık 10,3 milyarla zirveye ulaşması beklenmektedir. FAO'nun 2009 tarihli raporu, bu nüfusu besleyebilmek için 2005/07-2050 döneminde gıda üretiminin yaklaşık %70 artması gerektiğini öngörmüştür.
FAO'ya göre insan tüketimi için üretilen gıdanın kabaca üçte biri — yılda yaklaşık 1,3 milyar ton — kayıp veya israfa uğramaktadır. Bu, sadece yiyeceğin kaybı değil; aynı zamanda bu gıdanın üretimi için harcanan su, toprak, enerji ve emeğin de boşa gitmesi ve gereksiz sera gazı salımına yol açılması anlamına gelmektedir.
Mekonnen ve Hoekstra'nın çalışması ile Poore ve Nemecek'in analizine göre, 100 gram proteini sığır etinden elde etmek ortalama olarak bezelyeden elde etmeye kıyasla kat kat daha yüksek karbon ve su ayak izine yol açmaktadır. Yani ayak izi yüksek bir besini çöpe attığımızda, onun üretimi için harcanan kaynakları da israf etmiş oluyoruz.
2024 yılında yayımlanan bir çalışma, siyah asker sineği larvalarının mutfak atığıyla beslenmesi sonucunda larvaların ham protein içeriğinin yaklaşık %48-49'a ulaştığını bildirmiştir. Ancak aynı çalışma, atığın yalnızca yaklaşık %13-15'inin larva biyokütlesine dönüşebildiğini de not etmektedir; bu da yöntemin umut verici olmakla birlikte verimlilik açısından geliştirilmesi gerektiğini göstermektedir.
Danışanlarıma sürdürülebilir beslenme konusunda, protein kaynaklarını çeşitlendirmenin ve evde gıda israfını azaltmanın (porsiyon planlaması, doğru saklama koşulları gibi) pratik ve hemen uygulanabilir adımlar olduğunu anlatıyorum. Alternatif protein teknolojileri (böcek bazlı, mikrobiyal) henüz araştırma ve erken ticarileşme aşamasındadır.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve tıbbi tavsiye niteliği taşımaz.