Market raflarında "probiyotikli", "prebiyotikli" etiketleri sıkça görülüyor; ancak bu üç terim birbirinin yerine kullanılamaz. Uluslararası Probiyotik ve Prebiyotik Bilimsel Derneği'nin (ISAPP) konsensüs tanımlarına göre açıklıyorum.
ISAPP konsensüs bildirgesine göre probiyotikler, yeterli miktarda alındığında konakçıya sağlık yararı sağlayan canlı mikroorganizmalar olarak tanımlanır. Her fermente gıda veya her canlı bakteri içeren ürün bu tanıma girmez; etkinin klinik çalışmalarla gösterilmiş olması beklenir.
Prebiyotikler ise, konak mikroorganizmalar tarafından seçici olarak kullanılarak sağlık yararı sağlayan substratlar olarak tanımlanır. Yani prebiyotikler canlı organizma değildir; bağırsaktaki yararlı bakterilerin "besini" işlevi gören bileşiklerdir (örneğin bazı lif türleri).
Sinbiyotik terimi, ISAPP'ın güncel konsensüs tanımına göre, konakçıya sağlık yararı sağlamak üzere birlikte uygulanan, mikroorganizmalardan ve/veya onların kullandığı substratlardan oluşan bir karışımı ifade eder. Bazı sinbiyotikler "tamamlayıcı" (bağımsız olarak çalışan bir pro- ve prebiyotik kombinasyonu), bazıları ise "sinerjistik" (prebiyotiğin özellikle o probiyotik için seçici olarak tasarlandığı) olabilir.
Danışanlarıma bu ürünleri önerirken, etiketteki "probiyotik" ifadesinin tek başına yeterli olmadığını, suşun (strain) ve dozun klinik çalışmalarla desteklenmiş olup olmadığının önemli olduğunu anlatıyorum. Bağırsak şikayetleri olan danışanlar için öncelikle genel beslenme düzenini değerlendiriyor, gerektiğinde ilgili hekimle iş birliği yapıyorum.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve tıbbi tavsiye niteliği taşımaz. Sindirim sistemi şikayetleriniz için hekiminize danışın.